Floortime ve Zihin Kuramı: İlişki İçinde Başkasının Zihnini Keşfetmek
Güncelleme tarihi: 2 Eyl

Bir çocuğun karşısındaki kişinin ne hissettiğini fark etmesi, davranışlarının arkasındaki niyeti anlaması, başka birinin kendisinden farklı bir düşünceye sahip olabileceğini kavraması oldukça karmaşık bir gelişimsel sürecin sonucudur. Zihin Kuramı, en genel anlamıyla çocuğun kendisinin ve diğer insanların düşünce, duygu, istek, niyet ve inanç gibi zihinsel durumlara sahip olduğunu anlaması ve bu bilgiyi sosyal dünyayı anlamlandırmak için kullanabilmesidir.
Peki bir çocuk başkasının zihnini anlamayı nasıl öğrenir?
Bu soruya yalnızca bilişsel beceriler üzerinden yanıt vermek yeterli olmayabilir. Çünkü başkasının zihnini merak etmek ve anlamlandırmak, öncelikle başkalarıyla kurulan ilişkilerin içinde gelişir. İşte Floortime ve Zihin Kuramı arasındaki önemli bağlantı da burada ortaya çıkar.
Önce etkileşim, sonra anlam
DIR/Floortime yaklaşımında temel amaçlardan biri, çocuğun çevresindeki insanlarla karşılıklı ve anlamlı etkileşimler kurabilmesini desteklemektir. Çocuğun ilgisini takip etmek, onun başlattığı iletişime katılmak ve giderek daha uzun iletişim döngüleri oluşturmak bu sürecin önemli parçalarıdır.
Çocuk bu karşılıklı etkileşimlerin içerisinde yalnızca iletişim kurmaz. Aynı zamanda karşısındaki kişinin tepkilerini okumaya başlar.
“Ben bunu yaptığımda annem güldü.”
“Ben arabayı aldığımda arkadaşım kızdı.”
“Babam kutunun içine bakıyor çünkü oyuncağı arıyor.”
Bu küçük sosyal deneyimler, zaman içerisinde çocuğun davranışların arkasındaki duygu, istek ve niyetleri fark etmesine yardımcı olur. Başka bir deyişle çocuk yalnızca “ne oldu?” sorusuyla değil, giderek “neden oldu?” sorusuyla da ilgilenmeye başlar.
Ortak dikkat, ortak bir zihinsel alan yaratır
Floortime çalışmalarında ortak dikkat önemli gelişimsel basamaklardan biridir. Bir çocuğun yetişkinle aynı nesneye bakması, ilgisini paylaşması, yetişkinin neye dikkat ettiğini takip etmesi basit bir dikkat becerisinden daha fazlasını içerir.
Çocuk burada önemli bir keşif yapar:
“Benim dikkat ettiğim şey ile senin dikkat ettiğin şey aynı olabilir; ama farklı da olabilir.”
Bu farkındalık, ilerleyen dönemde başkasının bakış açısını anlayabilmenin temel taşlarından birini oluşturur. Çünkü Zihin Kuramı yalnızca başkasının ne düşündüğünü tahmin etmek değildir; kişinin kendisininkinden farklı bir zihinsel perspektifin varlığını fark edebilmesini de gerektirir.
Sembolik oyun zihinsel durumları görünür hale getirir.
Floortime ile Zihin Kuramının en güçlü biçimde kesiştiği alanlardan biri de sembolik oyundur.
Bir oyuncak bebeğin üzülmesi, bir ayıcığın annesini araması, oyuncak bir karakterin diğerinden bir şey saklaması ya da iki karakterin farklı şeyler istemesi oyun içerisinde zihinsel durumların çalışılabileceği doğal fırsatlar yaratır.
Örneğin çocukla oynarken:
“Bence ayıcık biraz korktu.”
“Acaba neden saklandı?”
“Sen onun burada olduğunu biliyorsun ama tavşan bilmiyor.”
“Bebek bunu görünce ne düşünmüş olabilir?”
gibi ifadeler oyunun doğal akışı içerisinde kullanılabilir.
Böylece düşünceler, duygular, istekler ve bilgiler çocuk için giderek daha görünür hale gelir. Çocuk yalnızca olayları canlandırmaz; karakterlerin zihinlerini de oyuna dahil etmeye başlar.
Duyguları anlamaktan düşünceleri anlamaya
Zihin Kuramı gelişimi bir anda “başkasının ne düşündüğünü anlama” düzeyinde başlamaz. Çocuk önce insanların farklı istekleri olduğunu, aynı olay karşısında farklı duygular yaşayabildiğini ve davranışlarının belirli amaçları olabileceğini keşfeder.
Floortime içerisindeki karşılıklı duygusal etkileşimler bu açıdan oldukça değerlidir.
Yetişkinin şaşırması, beklemesi, merak etmesi, heyecanlanması ya da oyunun içerisinde küçük sosyal problemler yaratması çocuğu karşısındaki insanın tepkilerini fark etmeye davet eder.
Zaman içerisinde çocuk için sosyal dünya yalnızca davranışlardan oluşan bir yer olmaktan çıkar. Davranışların arkasında duyguların, isteklerin, bilgilerin ve düşüncelerin bulunduğu bir dünya haline gelir.
Zihin kuramı ve Floortime yan yana
Zihin Kuramı çalışmalarında çocuklara çeşitli hikâyeler, görseller ve sosyal senaryolar üzerinden “Bu kişi ne düşünüyor?”, “Nasıl hissediyor?” ya da “Neden böyle yaptı?” gibi sorular yöneltilebilir. Bunlar önemli ve gerekli çalışmalardır.
Ancak çocuğun bu becerileri günlük yaşam içerisinde kullanabilmesi için yalnızca doğru cevabı bilmesi yeterli değildir.
Bir arkadaşının yüzündeki değişimi fark etmek, karşısındaki kişinin niyetini merak etmek, kendi istediği ile başkasının istediğinin farklı olabileceğini tolere etmek ve sosyal bir problem karşısında diğer kişinin perspektifini hesaba katmak gerekir.
Floortime tam da bu noktada önemli bir zemin sunar. Çünkü çocuk sosyal bilgiyi yalnızca konuşarak öğrenmez; ilişkinin içerisinde deneyimler.
Bu nedenle Floortime ve Zihin Kuramını birbirinden bağımsız iki alan olarak düşünmek yerine, birbirini besleyen gelişimsel süreçler olarak ele almak mümkündür.
Floortime çocuğun ilişki kurma, ortak dikkat, karşılıklılık, duygusal iletişim ve sembolik oyun kapasitelerini desteklerken; bu deneyimler çocuğun zaman içerisinde başka insanların duygu, istek, niyet ve düşüncelerini fark edebilmesi için güçlü bir gelişimsel zemin oluşturabilir.
Çünkü başka bir zihni anlayabilmenin başlangıç noktası, çoğu zaman o zihinle gerçek bir ilişki kurabilmektir.




Yorumlar