Dikkat İlişkide Başlar: Bağlanma, Dikkat ve Öğrenme Arasındaki Bağ
Güncelleme tarihi: 2 Eyl

Bir çocuğun öğrenebilmesi için dikkatini vermesi gerektiğini sıklıkla söyleriz. Peki bir çocuğun dikkatini verebilmesi için önce neye ihtiyacı vardır?
Dikkat çoğu zaman yalnızca bilişsel bir beceri olarak değerlendirilir. Çocuğun masa başında ne kadar süre kaldığı, verilen yönergeyi takip edip etmediği ya da bir etkinliği tamamlayıp tamamlamadığı gözlemlenir. Oysa özellikle erken çocukluk ve özel eğitim alanında dikkat, çocuğun içinde bulunduğu ilişkiden bağımsız düşünülemez.
Dikkatten Önce Güven
Çocuklar çevrelerini keşfetmeye ve öğrenmeye, kendilerini güvende hissettiklerinde daha açık hale gelirler. Bağlanma ilişkisi, çocuğa ihtiyaç duyduğunda başvurabileceği güvenli bir alan sunar. Bu güvenli alan yalnızca ebeveynle kurulan ilişki açısından değil, çocuğun çevresiyle kurduğu ilişki açısından da önemlidir.
Kendini güvende hisseden çocuk, enerjisinin daha büyük bir bölümünü çevresini keşfetmeye, karşısındaki kişiyi dinlemeye ve yeni deneyimlere yönelmeye ayırabilir.
Bu nedenle bazen “dikkatini vermiyor” olarak gördüğümüz davranışın arkasında dikkatsizlikten çok, çocuğun henüz yeterince regüle olamaması veya bulunduğu ilişkide kendisini yeterince güvende hissetmemesi olabilir.
Ortak Dikkat: Öğrenmenin İlişkisel Temeli
Bebeğin bir nesneye bakıp ardından yetişkinin yüzüne dönmesi, yetişkinin gösterdiği yere bakması ya da ilgisini çeken bir şeyi karşısındaki kişiyle paylaşmaya çalışması basit görünen ancak gelişimsel açıdan oldukça önemli davranışlardır.
Bu beceriler ortak dikkat olarak adlandırılır.
Ortak dikkat yalnızca “aynı yere bakmak” değildir. Çocuk ve yetişkinin aynı deneyimi paylaşmasıdır. Çocuk zamanla “Ben bunu görüyorum, sen de görüyorsun ve bunu birlikte deneyimliyoruz” bilgisini edinir.
Bu karşılıklı deneyimler ilerleyen dönemde dil gelişimi, sosyal iletişim, taklit, oyun ve öğrenme açısından önemli bir zemin oluşturur.
Regülasyon Olmadan Dikkati Beklemek
Özel eğitim çalışmalarında bazen çocuktan uzun süre masa başında kalması, yönergeleri takip etmesi veya belirli bir etkinliği tamamlaması beklenebilir. Ancak çocuğun sinir sistemi henüz öğrenmeye hazır değilse dikkati doğrudan çalışmak her zaman yeterli olmayabilir.
Yoğun hareket ihtiyacı olan, çevresel uyaranlardan kolayca etkilenen, kaygılı veya duygusal olarak zorlanan bir çocuk için öncelikli ihtiyaç bazen “daha uzun süre oturmak” değil, regüle olabilmektir.
Yetişkinin ses tonu, yüz ifadesi, çocuğun hızına uyum sağlaması, ne zaman zorlandığını fark etmesi ve gerektiğinde beklentisini yeniden düzenlemesi bu süreçte önem taşır.
Çocuk zaman içerisinde yetişkinin desteğiyle sakinleşmeyi ve yeniden ilişkiye dönmeyi deneyimler. Bu ortak düzenleme deneyimleri arttıkça çocuğun kendi dikkatini ve davranışlarını düzenleme kapasitesi de gelişebilir.
Özel Eğitimde İlişkinin Yeri
Özel eğitim yalnızca çocuğa yeni beceriler öğretmekten ibaret değildir. Öğrenmenin gerçekleştiği ilişkinin niteliği de eğitim sürecinin önemli bir parçasıdır.
Çocuğun eğitimciyle ilişki kurması, karşılıklı etkileşimi sürdürebilmesi, merak göstermesi, yardım isteyebilmesi, zorlandığında ilişkiden tamamen kopmadan yeniden sürece dönebilmesi öğrenmenin temel bileşenleri arasında düşünülebilir.
Bu nedenle eğitim sırasında yalnızca “Çocuk bu beceriyi yapabiliyor mu?” sorusunu sormak yeterli değildir.
“Bu çocuk hangi koşullarda öğrenmeye daha açık hale geliyor?” sorusu da en az onun kadar önemlidir.
Bazı çocuklar hareket ederek, bazıları oyun içerisinde, bazıları yetişkinin daha yavaş ve sakin yaklaşımıyla, bazıları ise önce ilişki kurmak için zamana ihtiyaç duyarak öğrenir.
Dikkat Bir Sonuç da Olabilir
Bir çocuğun dikkat süresini artırmaya çalışırken doğrudan dikkate odaklanmak her zaman başlangıç noktası olmak zorunda değildir.
Bazen önce ilişki kurulur.
Sonra çocuk kendisini güvende hisseder.
Yetişkinin desteğiyle regüle olur.
Karşılıklı etkileşim uzar.
Ortak dikkat gelişir.
Ve çocuk giderek çevresinde olup bitenlere daha uzun süre katılmaya başlar.
Bu açıdan baktığımızda dikkat yalnızca çocuktan beklediğimiz bir beceri değil; güvenli ilişki, regülasyon, merak ve karşılıklı etkileşimin sonucunda gelişen bir kapasite olarak da karşımıza çıkar.
Özel eğitimde çocuğun ne kadar süre dikkatini verdiğine bakmak önemlidir. Ancak belki bundan önce sormamız gereken başka bir soru vardır:
Çocuk, dikkatini verebileceği kadar güvende, düzenlenmiş ve ilişkide mi?




Yorumlar