Bir Çocuğun Gelişiminin 4 Ayağı: Theraplay, Floortime, Özel Eğitim ve Zihin Kuramı
Güncelleme tarihi: 2 Eyl

Bir çocuğun gelişimini desteklemek, yalnızca ona yeni beceriler öğretmek değildir.
Çocuk; ilişki kurar, çevresini keşfeder, iletişim geliştirir, düşünür, hisseder, oynar, öğrenir ve zaman içerisinde hem kendisini hem de diğer insanları anlamaya başlar. Bu nedenle gelişimi yalnızca akademik beceriler, yalnızca davranış ya da yalnızca iletişim üzerinden değerlendirmek çoğu zaman yeterli olmaz.
Çocuğa bütüncül olarak baktığımızda ise dört önemli alanın birbirini tamamladığını görebiliriz: Theraplay, Floortime, özel eğitim ve Zihin Kuramı.
Her biri çocuğun gelişiminin farklı bir yönüne temas eder.
Theraplay: İlişkinin Güvenli Zemini
Çocuğun gelişiminin en temel ihtiyaçlarından biri, başka bir insanla güvenli ve düzenleyici bir ilişki kurabilmesidir.
Theraplay; çocuk ile bakım veren arasındaki ilişkiyi, karşılıklı keyfi, güveni ve olumlu etkileşimi merkeze alan bir yaklaşımdır. Yapı, bağlılık/etkileşim, besleme ve mücadele boyutları üzerinden çocuk için düzenleyici ilişki deneyimleri oluşturmayı amaçlar.
Çocuk yalnızca kendisinden bir şey beklenen kişi değildir. Aynı zamanda görülen, fark edilen, bakım alan ve birlikte olmaktan keyif alınan kişidir.
Çünkü öğrenmeye ve çevreyle etkileşime geçebilmek için çocuk öncelikle ilişkide kendisini yeterince güvende hissetmeye ihtiyaç duyar.
Floortime: İlişkiden Etkileşime
Güvenli ilişki önemli bir başlangıçtır; ancak gelişimin ilerleyebilmesi için bu ilişkinin giderek daha uzun ve karmaşık etkileşimlere dönüşmesi gerekir.
Floortime tam da bu noktada çocuğun dünyasına yaklaşır.
Çocuğun ilgisini takip etmek, onun başlattığı iletişimi fark etmek ve küçük karşılıklı etkileşimleri giderek genişletmek Floortime’ın önemli parçalarıdır.
Bir bakış, bir gülümseme, yetişkinin elinden tutma veya oyuncağı ona uzatma küçük bir iletişim başlangıcı olabilir. Yetişkin bu başlangıçları fark edip karşılık verdiğinde çocuk, iletişimin karşılıklı bir süreç olduğunu deneyimlemeye başlar.
Zaman içerisinde bu etkileşimler ortak dikkate, problem çözmeye, sembolik oyuna ve daha karmaşık sosyal iletişime doğru genişleyebilir.
Özel Eğitim: Gelişimi Becerilere Dönüştürmek
İlişki ve etkileşim çocuğun gelişimi için güçlü bir zemin oluşturur. Ancak bazı becerilerin sistematik ve çocuğun öğrenme özelliklerine uygun biçimde desteklenmesi gerekir.
Özel eğitim burada devreye girer.
Dikkat, dil ve iletişim, kavram gelişimi, problem çözme, öz bakım, akademik beceriler, günlük yaşam becerileri ve bağımsızlık gibi pek çok alan çocuğun bireysel ihtiyaçlarına göre yapılandırılabilir.
Buradaki temel soru yalnızca “Çocuğa ne öğretmeliyiz?” değildir.
Aynı zamanda:
“Bu çocuk en iyi nasıl öğreniyor?”
sorusudur.
Çünkü aynı beceri her çocuk için aynı yöntemle öğrenilmez. Çocuğun güçlü yönlerini, zorlandığı alanları, öğrenme hızını ve ihtiyaç duyduğu desteği anlamak eğitimin temelini oluşturur.
Zihin Kuramı: Sosyal Dünyayı Anlamak
Çocuk çevresiyle daha fazla ilişki kurdukça yeni bir gelişim alanı önem kazanmaya başlar: başka insanların zihnini anlamak.
İnsanların farklı duyguları, istekleri, düşünceleri, niyetleri ve bilgileri olduğunu kavrayabilmek sosyal yaşamın temel becerilerinden biridir.
“Ben bunu biliyorum ama o bilmiyor olabilir.”
“Ben bunu istiyorum ama arkadaşım başka bir şey istiyor.”
“Böyle söylediğimde karşımdaki kişi üzülmüş olabilir.”
gibi çıkarımlar Zihin Kuramının günlük yaşamdaki karşılıklarıdır.
Bu beceriler çocuğun arkadaşlık ilişkilerinden sosyal problem çözmeye, duyguları anlamaktan davranışların arkasındaki nedenleri yorumlamaya kadar pek çok alanı etkiler.
Dolayısıyla gelişim yalnızca iletişim kurabilmek değil, zamanla iletişim kurduğumuz kişinin zihinsel dünyasını da hesaba katabilmektir.
Dört Alan Birbirini Nasıl Tamamlar?
Bu dört alanı yan yana koyduğumuzda aslında gelişimsel bir bütün ortaya çıkar.
Theraplay ilişkide güveni ve karşılıklı keyfi destekler.
Floortime bu ilişkiyi karşılıklı ve giderek karmaşıklaşan etkileşimlere taşır.
Özel eğitim çocuğun ihtiyaç duyduğu becerileri bireyselleştirilmiş ve sistematik öğrenme süreçleriyle destekler.
Zihin Kuramı ise çocuğun kendisinin ve diğer insanların duygu, düşünce, istek ve niyetlerini anlamlandırabilmesine odaklanır.
Fakat gerçek yaşamda bunların arasında kesin sınırlar yoktur.
Bir çocuk oyun oynarken aynı anda sıra bekleyebilir, yetişkinin yüzüne bakabilir, bir problemi çözebilir, hayal kırıklığını düzenleyebilir ve karşısındaki kişinin ne istediğini anlamaya çalışabilir.
Yani gelişim zaten birbirinden ayrılmış kutular halinde gerçekleşmez.
Çocuğa Bütün Olarak Bakmak
Belki de bütün bu yaklaşımların bize hatırlattığı en önemli şey budur:
Bir çocuğu yalnızca yapamadıkları üzerinden değerlendiremeyiz.
“Neden konuşmuyor?”, “Neden dikkat etmiyor?”, “Neden arkadaşlarıyla oynayamıyor?” ya da “Neden bu beceriyi öğrenemiyor?” sorularının öncesinde daha geniş bir yere bakmamız gerekir.
İlişkide nasıl?
Etkileşimi nasıl sürdürüyor?
Nasıl öğreniyor?
Duygularını nasıl düzenliyor?
Başka insanların duygu ve düşüncelerini nasıl anlamlandırıyor?
Bu soruların cevapları bir araya geldiğinde çocuğun yalnızca zorlandığı alanları değil, gelişiminin hangi noktadan desteklenebileceğini de görmeye başlarız.
Çünkü bir çocuğun gelişimini desteklemek tek bir yönteme sığmayacak kadar kapsamlıdır.
İlişki, etkileşim, öğrenme ve sosyal anlayış birbirini beslediğinde çocuk için daha bütüncül bir gelişim alanı oluşur.




Yorumlar